Çok mu eski kafalıyım bilmiyorum... Futbolda neler oluyor artık, para her şeyin içinde, üç kuruş için topçular senelerce oynadıkları takımlardan vazgeçiyorlar, futbolun duygu / profesyonellik oranı her geçen gün küçülüyor; taraftarlar dahi başarı talepleri dolayısıyla bir nevi "profesyonel" oluyorlar; hani taraftar değil müşteri dediklerinden... Ben yine de alışamıyorum, kafam eski değil belki ama ben eski kafalıyım...
Leonardo Inter'e geldi bu hafta... Bildiğiniz Leonardo; vaktinde FIFA oynarken Milan'da ne işe yaradığını bilemediğimiz, bu formayla efsaneleşmiş, bu formayla bilinen, geçen yıl San Siro'da izlediğim ilk Milan maçında sahaya takımın başında çıkan, bütün Milanlıların sevdiği Leonardo... Aklım almıyor elbette...
Aklım almıyor ama alışmış olmam gerekirdi, doğru. Bu iki Milano takımı aralarında yaptıkları alışverişler göz önüne alınırsa hali hazırda geniş mideliler zaten. Kaldı ki, eminim unuttuklarım vardır ama, sembolleşmiş isimlerin bu iki takım arasında gezinmesi alışılmış bir şey değil.
Bunun istisnaları da var elbette. Anlaşılabilir olan durumlar... Bu sene örneğin İbra ilk kez San Siro'ya çıktığında tribünler yıkılınca yine anlayabiliyorum. Başarı isteği, dünyanın en önemli forvetlerinden biri, geçmişte ne olursa olsun inanılmaz bir transfer; elbette neticesinde gelen başarılar bunun mantıklı olduğunun ispatı.
Leonardo konusunda ise söylenecek hiç bir şey yok... Leonardo'nun sevildiğine itiraz edebilecek kimse yok.. Ancak Leonardo'nun başarılı olmadığı gerçeğini değiştirebilecek bir veri de yok. Evet kadro yetersizdi belki; yine de ligi belli bir noktaya getiren takım Inter'in şampiyonlar ligi yürüyüşüne paralel giden ligdeki düşüşünden fayalanabilirdi. Hiç bir hareket gösteremedi...
Dahası ve bana asıl bu konuyu yazdıran ise Maldini... Maldini'yi Leonardo'nun yanına getirmeyi düşünmek nasıl bir bakış açısıdır? Bu ara maç olmadığından ve maalesef Leonardo dedikoduları sezonun ilk yarısı bittikten sonra çıktığından henüz tribündeki Interlilere soramadım. Ama Leonardo + Maldini ikilisinin buraya gelmesi futbol sevgisine, taraftarlığın temel hissiyatına aykırı bir durum. Bunu iki takımı birbirinden ayırmakta, birini diğerinden daha çok sevmekte zorlanan ben söylüyorsam ortada bir problem olmalı... Düşünebiliyor musunuz Bülent Korkmaz'ın Beşiktaş'ı ya da Fenerbahçe'yi çalıştırdığını? Şifo'nun Galatasaray'ı? Ben Şifo Galatasaray'a gol attıkça Beşiktaşlı oldum. Nasıl katlanırım onu o takımın kulübesinde görmeye? Akıl alır gibi değil...
Milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Aralık 2010 Salı
1 Eylül 2010 Çarşamba
Robinho Milan'da
Geçen sezonu son virajda tamamen darmadağın olarak bitiren Milan'da üç güne sığan ikinci büyük transfer de sonuçlandı. Robinho uzun süredir Beşiktaş gündemini meşgul ettiyse de bugün itibariyle Milan'ın futbolcusu oldu.
Pazar günü sahaya bakan Milan taraftarının içi rahattı rahat olmasına ama takımdaki bazı eksikler göze çarpıyordu ister istemez. Bu eksikliklerin en önemlisi yedek kulübesindeki erozyondu elbette. Yaş ortalaması 35 olan bir yedek kulübesinin giden maçları çevirecek, olası sakatlıkları ve cezaları tolere edecek kapasitesi yoktu.
Ronaldinho'nun varlığı Milan için çok önemli. Nitekim bu büyük yıldız topu her ayağına aldığında karşısına sağ kanat beki, sağ kanada yakın olan orta saha oyuncusu ve kademedeki stoper geliyor. Bu şaka değil, gerçek; Ronaldinho'ya topu verdiğinizde en az bir oyuncunuzu ters kanatta ya da ceza sahasının dışında boşa çıkarıyorsunuz. Milan maçlarını dikkatli izleyenler rakiplerin saha dağılımı sürekli sağa çektiğinden Ronaldinho'nun arka direğe kestiği topların çokluğunu anımsayacaklardır.
Pato işte tam bu bağlamda Ronaldinho'dan en çok faydalanan isim, ancak kronikleşen sakatlıklarıyla birlikte kendisinden verim alındığını söylemek zor. Pato da oyunda olmadığında, Ronaldinho'nun kanadına gelen 4. savunmacıyla birlikte Milan'ın bütün savunma silahları da pasifize ediliveriyor. Geçen sene Palermo ciddi anlamda 4 savunmacıyla Ronaldinho'yu etkisiz hale getirip, San Siro'dan üç puanı alıp gitmişti... O dönemde takımın tamamı formsuz olsa da, Seedorf'un artık düşen temposu, Pirlo ve Ambrosini'nin sert pres karşısında kırılganlaşmalarıyla Ronaldinho'suz Milan'ın İbrahimoviç takviyesine rağmen Pato her sakatlandığında zorlanacağını görmek mümkündü. Robinho bu anlamda çok ciddi bir hamle. Ofansif anlamda yine rakip savunmayı meşgul edecek, arkadaşlarına bol bol boş alan yaratabilecek bir isim. Arkasında Ambrossini ve Bonera oynayacak varsayarsak, muhtemelen büyük savunma zaafı yaratacak olsa da, sağda Robinho solda Ronaldinho ve ortada İbrahimoviç'le Milan'ın artık çok tehlikeli bir ofansif gücü olduğunu söyleyebiliriz. İtalya'da özellikle iç sahadaki maçlarda geçen sene yaşanan son vuruş zaaflarını İbrahimoviç, 10 - 15 maçı pasifize geçiren Ronaldinho'nun açığını Robinho, sakatlıklarla kaçırdığı maçların hesabını da Pato kapatırsa artık şampiyonluğun ve muhtemel derbi zaferinin Milan'a daha yakın olduğunu söylemeliyiz.
Şampiyonlar Ligi hakkında konuşmak için ise henüz erken. Kadronun savunma bacağında hala kırılganlık söz konusu. Onyewu'nun takımla olan durumu henüz belirgin değil. Yeni transferlerin uyumu, Nesta'nın devamlılığı derken işler yine sarpa sarabilir. Öte yandan Boateng'in hareketlilik getireceği orta saha rotasyonu Kasım'a kadar iki kulvarın temposunu kaldırabilirse, Milan aradan geçen yıllardan sonra yeniden Mayıs ayında Şampiyonlar Ligi sahnesinde var olmayı başarabilir.
Pazar günü sahaya bakan Milan taraftarının içi rahattı rahat olmasına ama takımdaki bazı eksikler göze çarpıyordu ister istemez. Bu eksikliklerin en önemlisi yedek kulübesindeki erozyondu elbette. Yaş ortalaması 35 olan bir yedek kulübesinin giden maçları çevirecek, olası sakatlıkları ve cezaları tolere edecek kapasitesi yoktu.
Ronaldinho'nun varlığı Milan için çok önemli. Nitekim bu büyük yıldız topu her ayağına aldığında karşısına sağ kanat beki, sağ kanada yakın olan orta saha oyuncusu ve kademedeki stoper geliyor. Bu şaka değil, gerçek; Ronaldinho'ya topu verdiğinizde en az bir oyuncunuzu ters kanatta ya da ceza sahasının dışında boşa çıkarıyorsunuz. Milan maçlarını dikkatli izleyenler rakiplerin saha dağılımı sürekli sağa çektiğinden Ronaldinho'nun arka direğe kestiği topların çokluğunu anımsayacaklardır.
Pato işte tam bu bağlamda Ronaldinho'dan en çok faydalanan isim, ancak kronikleşen sakatlıklarıyla birlikte kendisinden verim alındığını söylemek zor. Pato da oyunda olmadığında, Ronaldinho'nun kanadına gelen 4. savunmacıyla birlikte Milan'ın bütün savunma silahları da pasifize ediliveriyor. Geçen sene Palermo ciddi anlamda 4 savunmacıyla Ronaldinho'yu etkisiz hale getirip, San Siro'dan üç puanı alıp gitmişti... O dönemde takımın tamamı formsuz olsa da, Seedorf'un artık düşen temposu, Pirlo ve Ambrosini'nin sert pres karşısında kırılganlaşmalarıyla Ronaldinho'suz Milan'ın İbrahimoviç takviyesine rağmen Pato her sakatlandığında zorlanacağını görmek mümkündü. Robinho bu anlamda çok ciddi bir hamle. Ofansif anlamda yine rakip savunmayı meşgul edecek, arkadaşlarına bol bol boş alan yaratabilecek bir isim. Arkasında Ambrossini ve Bonera oynayacak varsayarsak, muhtemelen büyük savunma zaafı yaratacak olsa da, sağda Robinho solda Ronaldinho ve ortada İbrahimoviç'le Milan'ın artık çok tehlikeli bir ofansif gücü olduğunu söyleyebiliriz. İtalya'da özellikle iç sahadaki maçlarda geçen sene yaşanan son vuruş zaaflarını İbrahimoviç, 10 - 15 maçı pasifize geçiren Ronaldinho'nun açığını Robinho, sakatlıklarla kaçırdığı maçların hesabını da Pato kapatırsa artık şampiyonluğun ve muhtemel derbi zaferinin Milan'a daha yakın olduğunu söylemeliyiz.
Şampiyonlar Ligi hakkında konuşmak için ise henüz erken. Kadronun savunma bacağında hala kırılganlık söz konusu. Onyewu'nun takımla olan durumu henüz belirgin değil. Yeni transferlerin uyumu, Nesta'nın devamlılığı derken işler yine sarpa sarabilir. Öte yandan Boateng'in hareketlilik getireceği orta saha rotasyonu Kasım'a kadar iki kulvarın temposunu kaldırabilirse, Milan aradan geçen yıllardan sonra yeniden Mayıs ayında Şampiyonlar Ligi sahnesinde var olmayı başarabilir.
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Milan 4 - 0 Lecce
Milan hazır... Pato sağ taraftan süratle kaleye iniyor, Ronaldinho arapaslarıyla adam eksiltmeleriyle takım arkadaşlarına geniş alanlar yaratıyor, goller ve pozisyonlar yaratıyor. Pirlo her topuyla en doğru adamı buluyor, Nesta, Antonini, Bonera ve Silva rakibe alan bırakmadan muazzam savunma yapıyor... En önemlisi, Inzaghi... Onu aşağıda tekrar anacağız...
Lecce önünde sezonun ilk maçına çıkan Milan için en güzel haber elbette İbrahimoviç.. Uzun zamandır beklenen büyük transfer sonunda vücut bulduğundan, Milano'da tatilden fırsat bulan 45-50 bin kişi de koşa koşa San Siro'ya geliverdi... Tabii transferin ötesindeki güzel haber ideal kadroyla çıkılan Lecce maçında Seedorf hariç bütün takımın formunun üst seviyesinde olduğunu görmek oldu.
Lecce ligin zayıf ekiplerinden biri olacak görüntü bu. Ancak Milan'ın geçen sene en zayıf rakipler karşısında dahi zaman zaman ne kadar zorlandığını hatırlarsak, bugünkü maçın önemini bir nebze daha kavrayabiliriz. Özellikle Ronaldinho ve Pato öldürücü bir form tutmuş durumdalar. Bu iki Brezilyalı'yı bu form durumlarıyla gören Benitez'in işi Mourinho kadar kolay olmayacak.
Takım bugün sahaya 4-3-3 düzeninde yayıldıysa da, Seedorf'un fiziken düşmüş görüntüsü ve onun açığını kapamak için daha geride oynamak durumunda kalan Pirlo ve Ambrossini'nin çabası sebebiyle sahada Milan'ı genelde 4-2-4 olarak gördük. Özellikle sol bekte oynayan Luca Antonini bu maçtaki performansıyla sezona hazır olduğunu gösterdi. Seedorf ve Ronaldinho'nun arkasında kalan geniş koridoru maç boyunca başarıyla savundu ve ataklara da katıldı... Nesta ve Silva da maç boyunca pek zorlanmadılar. Takım ideal kadrosuyla sahaya çıktığı bu maçta sürekli ön alanda oynamasına rağmen Lecce kontraataklarında tehlike yaşamadıysa birinci sebebi bu ikilinin uyumu, ikinci sebebi ise Bonera ve Antonini'nin yardımlaşmasıydı.
İbrahimoviç devre arasında sahaya serilen kırmızı halının üzerinde yürüdü ve Yavru Rossonero'lardan formasını aldı. Curva Sud İbrahimoviç'i gökgürültüsü gibi karşıladı dersek yanlış olmaz. Oyuncunun Inter geçmişi kimsenin umurunda değil, Milan Shevchenko'dan bu yana özlem duyduğu sansasyonel golcüsüne kavuştu. Berlusconi ve Galliani de bu sayede şovlarını yapma şansı buldular...
İnanılmaz Ronaldinho, uçan çocuk Pato'yla Milan lige ve Şampiyonlar Ligi'ne hazır görüntü verdi. Sıra Atletico Madrid karşısında 5. kupayı ıskalayan Inter'de. Yarın alınacak kötü bir skor Benitez'in takımını bugünlerin havalı çocuğu Milan'ın iyice arkasına itebilir...
En önemli noktayı atlıyordum az daha... Evet, Inzaghi... Bugün maç 3-0'ken oyuna girdi. Rakibin ofsayta düşürme çabalarını her defasında bertaraf etti. Maçın sonunda artık stadda 20 bin kişi falan kalmışken takımının 4. golünü attı... Ve evet, işte yine o sevinç... Şampiyonlar Ligi finalinde son dakikada kupa getiren değil, 3-0'ı 4-0 yapan gol... Milan tribünlerinin aşkı Pippo!
Lecce önünde sezonun ilk maçına çıkan Milan için en güzel haber elbette İbrahimoviç.. Uzun zamandır beklenen büyük transfer sonunda vücut bulduğundan, Milano'da tatilden fırsat bulan 45-50 bin kişi de koşa koşa San Siro'ya geliverdi... Tabii transferin ötesindeki güzel haber ideal kadroyla çıkılan Lecce maçında Seedorf hariç bütün takımın formunun üst seviyesinde olduğunu görmek oldu.
Lecce ligin zayıf ekiplerinden biri olacak görüntü bu. Ancak Milan'ın geçen sene en zayıf rakipler karşısında dahi zaman zaman ne kadar zorlandığını hatırlarsak, bugünkü maçın önemini bir nebze daha kavrayabiliriz. Özellikle Ronaldinho ve Pato öldürücü bir form tutmuş durumdalar. Bu iki Brezilyalı'yı bu form durumlarıyla gören Benitez'in işi Mourinho kadar kolay olmayacak.
Takım bugün sahaya 4-3-3 düzeninde yayıldıysa da, Seedorf'un fiziken düşmüş görüntüsü ve onun açığını kapamak için daha geride oynamak durumunda kalan Pirlo ve Ambrossini'nin çabası sebebiyle sahada Milan'ı genelde 4-2-4 olarak gördük. Özellikle sol bekte oynayan Luca Antonini bu maçtaki performansıyla sezona hazır olduğunu gösterdi. Seedorf ve Ronaldinho'nun arkasında kalan geniş koridoru maç boyunca başarıyla savundu ve ataklara da katıldı... Nesta ve Silva da maç boyunca pek zorlanmadılar. Takım ideal kadrosuyla sahaya çıktığı bu maçta sürekli ön alanda oynamasına rağmen Lecce kontraataklarında tehlike yaşamadıysa birinci sebebi bu ikilinin uyumu, ikinci sebebi ise Bonera ve Antonini'nin yardımlaşmasıydı.
İbrahimoviç devre arasında sahaya serilen kırmızı halının üzerinde yürüdü ve Yavru Rossonero'lardan formasını aldı. Curva Sud İbrahimoviç'i gökgürültüsü gibi karşıladı dersek yanlış olmaz. Oyuncunun Inter geçmişi kimsenin umurunda değil, Milan Shevchenko'dan bu yana özlem duyduğu sansasyonel golcüsüne kavuştu. Berlusconi ve Galliani de bu sayede şovlarını yapma şansı buldular...
İnanılmaz Ronaldinho, uçan çocuk Pato'yla Milan lige ve Şampiyonlar Ligi'ne hazır görüntü verdi. Sıra Atletico Madrid karşısında 5. kupayı ıskalayan Inter'de. Yarın alınacak kötü bir skor Benitez'in takımını bugünlerin havalı çocuğu Milan'ın iyice arkasına itebilir...
En önemli noktayı atlıyordum az daha... Evet, Inzaghi... Bugün maç 3-0'ken oyuna girdi. Rakibin ofsayta düşürme çabalarını her defasında bertaraf etti. Maçın sonunda artık stadda 20 bin kişi falan kalmışken takımının 4. golünü attı... Ve evet, işte yine o sevinç... Şampiyonlar Ligi finalinde son dakikada kupa getiren değil, 3-0'ı 4-0 yapan gol... Milan tribünlerinin aşkı Pippo!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)