Yıldırım Demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yıldırım Demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2010 Çarşamba

Bu da mi Ofsayt!

Demiroren dun NTV Spor'da anlatmis. Ben de izledim. Simdi bu adamin yaptiklari var. Yanlislar cogunlukta elbette... Burasi gercek... Bunun yaninda bir de elestirmek icin elestirmek var...

Izleyen izlemistir. Konu Almeida'nin fon araciligiyla satin alinmasi... Hemen senaryolari yazalim...

1) Almeida basarisiz olur. Besiktas uc sene sonunda fona 2 milyon euro + yillik %10 faizi oder. Fonun kaybi yok, kulup icin iyi fiyata alinan bir futbolcudan verim alinamamasi ornegi. Her gun yasanilan seyler, problem yok... Taraftar umut vaad eden bir transferden sonuc alamamanin uzuntusu ile kalir, o kadar...

2) Almeida basarili olur, 8 milyon euro'luk bir teklif gelir. Fon satilmasini ister, Besiktas 3,5 Milyon Euro verir, Almeida kalir. Taraftar memnun, kulup 1,5 Milyon Euro zararda, fon memnun... Simdi bu Almeida'nin bir Quaresma ornegindeki gibi uyum sagladigini dusunelim, hangi Besiktasli verilen 3,5 Milyon Euro'ya karsi cikacaktir? Kaldi ki, boyle bir teklifin geldigi yerde, 3,5'i vermenin getirisi sozlesmeye bagli olarak, orta vadede yine Besiktas'in lehine cikacak. O fark 1,5 milyon degil, 5,5 milyon olsaydi, baska bir sey konusurduk...

3) Almeida basarili olur, 8 milyon euro'luk bir teklif gelir. Futbolcu satilir... Besiktas burada kac para aliyor net bilmiyorum. Yani sozu gecen 10 milyon Euro sozlesmeye eklenmis bir maddeden yola cikiyor olabilir... Diyelim ki Besiktas 4 milyon aliyor, bu durumda Besiktas verim aldigi bir futbolcudan tas atip kolunu yormadan para kazanmis olacak.4 Milyona iyi bir forvet bulmak zor, ancak uzerine futbolcuya vermekten imtina ettigi, Adnan Polat usulu 2 Milyonluk kazanci da koyarsak; hatta fonun bu alisveriste elde ettigi kar uzerine, kuluple yeniden calismak isteyecegini de goz onune alirsak, Besiktas buradan sportif anlamda kisa vadede zararli, uzun vadede karli cikacaktir...

Neticede sozlesmeyi gormeden soylenecek seyler aysbergin su ustundeki kutlesine yapilacak guzellemeden otesi olmayacak elbette. Atlanmadigini umdugum tek bir nokta var... Sozlesmeyi ben yapiyor olsaydim Besiktas'in sartsiz "hayir" deme hakki olan bir limit ortaya koymaya calisirdim. 8 Milyon Euro'ya kadar olan tekliflerde kulup kayitsiz sartsiz "hayir" deme hakkini elinde tutmali ornegin. Belki Demiroren'in girdigi 10 milyon ornegi bunu niteliyor olabilir. Bilmek lazim. Neticede fon sirketi %10 faizi cebine koymayi garantilediginden zaten risk almiyor. Kulup ise verimli bir futbolcusundan ayrilmak durumunda kaliyor, bu aldigi riskin adini koymali...

Her halukarda kulubun uc isteseler bes ver seklinde gelisen sark taciri zihniyetinden para yonetimi odakli is yapan bir yonetim anlayisina evrilmesini gormek onemli. Tam da ben memleketi terk ettikten sonra, 150-160 derece donerek dogru isler yapmaya baslayan yonetim umarim borclarin odenmesi ve mali tablolarin sagligina kavusturulmasi yolunda da dogru hamleler yapar.

9 Ocak 2009 Cuma

Yusuf Şimşek...



Bunu da yazmak lazım tabii... Yarın öbür gün alınmaz belki, bu kadar ağır tepki çekmişken... Ama bu konu gerçektir... Yusuf Şimşek Beşiktaş'a transfer edilmeye çalışılıyor ve belli ki bu eski hocası Mustafa Denizli tarafından takip ediliyor...

Sanırım Mustafa Denizli altı yıllık bir uykudan yeni uyanmış... Yusuf Şimşek Denizlispor'un Bülent Akın ve Ümit Bozkurt ile birlikte satarak son Anadolu vurgununu yaptığı futbolculardan biridir... Hatta eminim Denizlispor yıllarca bu transferlerden gelen parayla dönmüştür... O günden sonra da görülmüştür ki, ne Ümit Bozkurt ne Bülent Akın ne de Yusuf Şimşek büyük takım futbolcusu değildir... Ayhan Akman'la başlayıp, bu üçlüyle biten yüksek bonservisli Anadolu transferleri de son bulmuştur...

Şimdi, hal böyleyken, altı yıldır yaptığı en başarılı iş bir takımı küme düşmekten kurtarmak olmuş Yusuf Şimşek'i kim transfer edebilir? Bu bölgede eksikliği olan, ve en azından biraz olsun alternatif arayan Trabzonspor mu... Yoksa her ne kadar biri tribünde sevilse de, Nobre ile Rüştü de gitse de kurtulsak rakip geçmişli adamlardan diyen adamlarla dolu Beşiktaş mı... Sorunun cevabı açık... Nitekim, bu kulüplerden birinin başkanı ilkeleri olmayan, yedi sene önce Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu feci şekilde imrenerek izlemiş biri... Ondandır ki o kadronun futbolu bırakamamışlarını Beşiktaş'a doldurmuş olsun... Sayıyorum dikkatle okuyun...

TD: Mustafa Denizli
1: Rüştü
2: Ali Güneş
3: Mustafa Doğan
4: Yusuf Şimşek

Evet beş kişi...

Diğerleri de şöyle:
5: Mehmet Yozgatlı
6: Mert Nobre
7: Tayfun Korkut

Daha vardır ama hatırlayamıyorum açıkçası... Bunların yanına Serhat da alınmaya çalışıldı tabii...

Delirmemek elde değil... Camianın çöküşünü semtten uzaklaşmaya bağlayan bir şeyler yazmayı düşünürken, sabah sabah titreyen ellerle anca bu kadar...

İbra Gelenektir...


İbra Beşiktaş'ta bir gelenekmiş... Bu biraz Vefa İstanbul'da bir semttir hikayesine benziyor ama benim anlatacağım şey başka...

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Mali Genel Kurulu'nda bu adamı ve yönetimini ibra eden sevgili üyeler... Siz Beşiktaşlı falan değilsiniz, lanet olsun ki olamazsınız... Beşiktaş'ın geleneğini, gerçeklerini ve en acısı geleceğini sattınız... Önümüzdeki otuz kırk yılda, çoluk çocuğumla yaşatmayı düşündüğüm Beşiktaşlılık geleneğine, Dolmabahçe yürüyüşlerine, semte ait binlerce ritüele bomba koydunuz ve artık patlattınız... Söylenecek hiç bir şey yok artık, çünkü ortada Beşiktaşlılık kalmadı, sevgi, heyecan, huzur yok artık Beşiktaş'ta...

İşte web sitesindeki haber, beni sabah sabah delirten, ellerimi titreten, elbette ki alışkanlıktan olsa gerek "bu kadarı da olmaz" dedirtemeyen muhteşem haber... Adam başkandan özür dilemiş... Yalanlama, düzeltme yok, menajer tarafından özür dilenmiş... "Başkan kusura bakma, ben ettim sen etme, ben ortaya koydum senin nasıl bu kulübün parasını kendi hesabına yazdığını, ama sen büyük adamsın" demiş, ve utanılmadan bu haber, yolsuzluğun belgesi İnternet Sitesi'nde yayınlanmış... Yarın öbürgün uyanırlar da kaldırırlar diye yazıyorum ve şuraya da yapıştırıyorum... Buyrun bu yönetimi ibra eden sivrizekalılar, eseriniz...

23 Aralık 2008 Salı

Bazen Sevinç Paso Keder...

Tezahürat buna dönüştü önce... Sonra da hocaya sitemle süslendi... Dönüşmesi gereken, gitmesi gereken tek adama ise hala gitmedi... O da tuttu PFDK'ya gitti, oniki yıldır bu ligi çekip çeviren, sana tek şampiyonluğunu popülarite patlaması yaşadığın senede veren dekodere değil, hakem komitesinin başına gitti ve üstelik küfür etti... Yine beceremedi, zaten beceremeyecek...

"Kutu"nun içindeki çok sesli koronun hikayesi de bitti artık... Evet yine bağıracağız, yine eğleneceğiz beraber belki... Mottomuz "bazen sevinç", öyle değil mi... Ama bitti bu hikaye, uzatmalarını oynuyor artık... Kağıt üstünde şampiyon olabilme ihtimaline satıldı Beşiktaşlılık... Zamanı bir türlü gelmeyen protesto masallarına peşkeş çekildi...